Ankara Panik Atak Tedavisi

İlaçsız Panik Atak Tedavisi
EMDR ve Bİlişsel Terapi İle Tedavi
Panik Ataklarınıza Veda Edin..

Ankara’da Panik Atak Tedavisi Arıyorsanız Hemen Arayın! Klinik Psikolog ve Psikoterapist Dr. Hüseyin DOĞAN

 

İLAÇSIZ PANİK ATAK TEDAVİSİ

EMDR TERAPİSİ, BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ  VE MİNDFULNES TERAPİ İLE BÜTÜNLEŞTİRİLMİŞ BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ YÖNTEMİ İLE PANİK ATAĞINIZDAN KURTULUN….

KAYGI,  PANİK ATAK VE PANİK ATAK BOZUKLUĞU  SORUNLARI ÇÖZÜMÜ VE TEDAVİSİ İÇİN DOĞRU YERDESİNİZ

PANİK ATAK BOZUKLUĞU

Panik Atak Bozukluğu Kişide ansızın kendini gösteren, belli bir duruma bağlı, kişinin fiziksel varlığını da etkileyebilen büyük korku. Başta”Panik Bozukluk”olmak üzere,bir çok psikolojik bozuklukta ve bazı fiziksel hastalıklarda (Tiroid bezinin aşırı çalışması,kan şekeri düşüklükleri,enfeksiyon hastalıkları,kansızlık gibi…) görülebilen;aniden beklenmedik bir anda, herhangi bir yerde ortaya çıkan; yoğun kaygı-bunaltı,korku karışımı bir nöbettir. Panik Atağın aslında kendisi başlı başına bir problem ya da bozukluk değildir. Panik atağı değişik hastalıklarda da (sosyal fobi, hipertiroidi, özgül fobi, obsesif kompulsiv bozukluk -OKB, travma sonrası stres bozukluğu, ayrılma anksiyetesi bozukluğu, madde kötüye kullanımı gibi) ortaya çıkabilen bir korku ve sıkıntı yaşantısıdır. Bu nöbet, kişiye öylesine yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaşatır ki;kötü bir şey olacağı veya sonunun geldiğini ,öleceğini hisseder.Bu korku fırtınasını yaşayan insan ,doğal olarak o ortamdan ve durumdan kaçma,uzaklaşma davranışı gösterir,Bir an önce yardım alınabilecek bir sağlık kuruluşuna müracaat edilir. Çoğu kerede hastane, doktor gördüğünde kişide rahatlama olur ve nöbet geçebilir… Panik atağı yaşayanların bazıları,o esnada;kalp krizi geçirdiklerini ve öleceklerini hissederler.İlk defa hayatla ölüm arasındaki o ince çizgide, kendisini ölüme yakın hisseden kişi,büyük bir korku ve dehşet yaşar.Bazısı o an kim varsa, ona vasiyetini söyler.Telaş ve kaygıyla bir an önce acile, doktora yetişmek için etrafına yalvarır.Kimisi aklını kaçıracağını,felç geçireceğini,kontrolünü yitireceğini, düşüp bayılacağını hisseder.

Panik atakları farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Belli durumlarda ortaya çıkma olasılığı yüksek olan, ancak mutlaka çıkması gerekmeyen panik ataklar ise “durumsal yatkınlık gösterilen” panik atakları olarak adlandırılır. Bilinen bir durumsal tetikleyici olmadan ortaya çıkan panik ataklar, “beklenmedik” tipte panik atak olarak adlandırılır. Panik ataklarının bir diğer tipi, durumsal bir tetikleyici ile karşılaşılmasının hemen ardından ortaya çıkan “duruma bağlı” panik ataklarıdır. Bunlarda her zaman bir tetikleyici durum bulunmaz ve o durumla karşılaşmadan hemen sonra panik atak yaşanması da gerekmez. Örneğin, araba kullanırken panik atak yaşayan kişide bazı zamanlar araba kullanırken panik atak nöbeti geçirmeyebilir ya da 1 saat dakika sonra panik atak nöbeti geçirebilir.

Gece gelen panik atakları ise bir tetikleyici olmaksızın uykudan aniden büyük bir korku ile uyanma ve fizyolojik olarak uyarılma hali ile kendini gösterir. Genellikle gündüz gelen ataklara göre daha şiddetli ve kişide uykudan kaçınma davranışına neden olurlar. Panik ataklar uykuya daldıktan 1-3 saat sonra ortaya çıkmakta ve tipik olarak 2-8 dakika sürmektedir. Atak sonrasında tekrar uykuya dalabilmek genellikle oldukça güçleşir.

PANİK BOZUKLUĞU

Panik Bozukluğu, tekrarlayıcı, beklenmedik Panik Ataklar ile bu ataklar arasındaki zamanlarda başka panik nöbetlerin olabileceğine ilişkin sürekli bir kaygı yaşama hali ile, “kalp krizi geçirme korkusu”, “kontrolünü yitirip aklını kaçırma kaygısı” “ölecekmiş gibi hissetme” ya da “felç geçirecekmiş gibi hissetme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma ya da panik ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem almak için kaçınma davranışlarının da eşlik ettiği bir tür psikolojik rahatsızlıktır. Kişi bu panik nöbetler geldiğinde ayrıca göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı gibi kalp rahatsızlığı belirtileriyle sık sık acillere başvururlar. Panik atakların süreğen hale gelmesi nedeniyle bu kişiler sık sık hastanelenin acil servislerine başvurmaları nedeniyle ruhsal ve ekonomik yönden yıpranırlar.

Panik Atak yaşayan bu kişiler bir süre sonra kaçınma davranışları geliştirerek panik bozuklukla baş etmeye çalışır. Bu kaçınma davranışları şöyledir: işe gitmeme, belli ortamlardan uzak durma, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek ya da belli içeceklerden uzak durma, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecek ve içecek taşıma gibi)

Panik bozukluğun en temel klinik özelliği, yineleyici beklenmedik şekilde gelen ataklarıdır. Panik atakların sıklığı ve şiddeti kişiden kişiye ve durumdan duruma değişkenlik gösterebilir. Panik atak, yoğun bir korku, endişe ve kötü bir şeyler olacakmış hissi ile ani şekilde başlar ve kısa sürede en yüksek düzeyine ulaşır. Panik atak sırasında nefes alma güçlüğü, boğulma hissi, baş dönmesi, baygınlık hissi, çarpıntı, kalp atım sayısında artma, titreme, bulantı, karında rahatsızlık hissi, uyuşma, karıncalanma hissi, sıcak basması, ürperme, göğüs ağrısı gibi bedensel belirtiler ortaya çıkar.

Bedensel belirtilere çoğu zaman ölüm korkusu, aklını kaybetme ya da kontrolü kaybetme korkusu gibi düşünceler de eşlik eder. Ayrıca, yoğun anksiyeteden dolayı kişi, kendini ya da çevresini değişmiş ve gerçek dışı ve tuhaf şekilde algılayabilir (Örneğin televizyondaki kişinin kendisi ile konuşuyor gibi hissetmesi gibi).

Panik bozukluğuna sahip kişilerin birçoğunda yetersizlik, güvensizlik duygularıyla başa çıkabilmek için gelişen bir “güven arama davranışı görülmektedir. Bu kişiler güvendikleri kimselere adeta yapışırlar. Panik hastaları, gereksinimleri olan güvenceyi alabilmek için panik bozukluğu belirtilerini dramatize etme, manipülatif davranışlar sergileme ve amaçlarına ulaşmak için rol yapma gibi yollara da başvurabilirler. Söz konusu güvence arama amaçlı davranışlar özellikle doktor ve psikologları, ya da psikoterapistleri daha yakından ilgilendirmektedir.

Panik atak bozukluğu en çok kadınlarda görülmektedir. Panik bozukluğu yaşayan kişilerin %75’i kadındır. Ve bu oranların eğitim, etnik köken veya sosyal durumla bağlantısı bulunmamaktadır.

Panik atağı geçiren kişiler, bir felaket ile karşı karşıya olduğu duygusu içindedirler. Panik atağı genellikle 15-20 dakika içinde yatışmakla birlikte, daha uzun da sürebilir. Hastalığın gidişi sırasında panik ataklarının sıklık ve şiddeti değişkenlik gösterir.

Beklenti Anksiyetesi

Panik atağının bir süre sonra yatışmasının ardından, sıklıkla yeni bir atak geçirme korkusu olarak tanımlanan beklenti anksiyetesi gelişmektedir. Panik Bozukluğa sahip kişi, yeni bir atağın gelişebileceği korkusunun yanı sıra, atak sonrası ortaya çıkabilecek sonuçlara ilişkin de yoğun bir endişe yaşarlar. Bunlar: huzursuzluk, aşırı heyacanlanma, endişe gibi duygulardır. Beklenti anksiyetesi, yeni atakların ortaya çıkma riskini artırıcı bir etki gösterebilmektedir.

Agorafobi

Panik atağı olan kişilerin bir kısmı, panik atak geçirme ihtimaline karşı önlem amaçlı olarak yardım almasının zor olabileceği durumlardan uzak durmaya başlar. Kişinin, yeni bir atak geçirme korkusuyla, tek başına ev dışında, kalabalıkta, arabayla, otobüsle, trenle, uçakla yolculuk etmekten kaçındığı bu duruma ‘agorafobi’ denir.

Agorafobi durumunda kişi, kalabalık olan yerlerde ve psikolojik güvenlik sağlayan çevre ve insanlardan uzakta olmaktan korkar. Agorafobiklerde bundan dolayı kolayca güven duyacakları yerlerin dışında (ev, alışık olunan çevre vb.) olmanın mümkün olamadığı durumlardan korkma eğilimleri baş gösterir.

Korkunun şiddeti arttıkça kaçınma davranışı belirginleşir ve kısıtlı bir yaşam biçimi ortaya çıkar. Hastalığın en ağır durumunda ise, kişi eve kapanır ve eşlik eden bir kimse olmadıkça evden dışarı çıkamaz.

Panik bozukluğu genelde stresli yaşam olayları tetiklemektedir; Örneğin sevilen bir kişiden ayrılma, ya da ayrılık tehdidi yaşama, iş değiştirme, terfi alma, gebelik, göç, evlilik, okuldan mezun olma, yakın bir kişinin ölümü, fiziksel hastalık gibi. Olumsuz yaşam olaylarının sıklığından daha çok olayı algılama ve olaydan etkilenme derecesinin daha önemli olduğu söylenebilir. Burada önemli olan kişinin o olayda yaşadığı stres faktörüdür.

Panik bozukluğuna ayrıca sosyal fobi, özgül fobi, OKB (Obsesif Kompulisv Bozuluk), travma sonrası stres bozukluğu, ayrılma anksiyetesi bozukluğu gibi diğer kaygı bozuklukları eşlik edebilir.

Panik bozukluğu hastaları, bedensel duyumlarına yönelik artmış bir dikkat ve ilgi gösterirler ve bedensel değişikliklere karşı aşırı şekilde duyarlı hale gelmeye başlarlar. Bu hastalarda, fiziksel hastalık olduğu inancı ve bedensel uğraşılar, daha sık olarak atakların olduğu dönemle sınırlı olmasına rağmen %20’si, atağının fiziksel kaynaklı olduğuna inanıp; sürekli olarak hastanelerde ruh sağlığı servislerinin dışındaki branşlarda dolaşırlar ve maddi manevi çok yıpranırlar. Sonrasında ciddi bir hastalığı olduğu korkusunun ve bu yöndeki inancı tıbbi olarak onaylatma eğiliminin süreklilik gösterdiği hipokondriyazis yani hastalık hastası olma görülebilir. Hipokondriyak korkular, en sık kardiyak ya da nörolojik bir hastalık geçirmekle ilgili olarak ortaya çıkmaktadır.

PANİK ATAK TEDAVİSİ

Diğer psikoloji kökenli bozukluklarda olduğu gibi panik atak tedavisinin amacı tam olarak iyileşmedir. Bunun için tedavi süreci aşağıdaki alanlarda düzelmeyi içerecek şekilde yapılandırılır. Bu alanlar;

  • Tüm panik atak nöbetlerinin ortadan kaldırılması
  • Beklenti anksiyetesini azaltma
  • Panik atağıyla ilişkili agorafobiyi azaltma
  • İyilik halini artırma
  • Sosyal ve mesleki işlevselliği destekleme
  • Panik atağa eşlik eden depresyonun düzelmesi

Panik atak bozukluğu bir çok kişide kronik bir seyir izlemektedir. Çok az danışan tam olarak iyileşme gösterir. Ancak buna rağmen tedavide elde edilen sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür. Tedavi iki şekilde planlanır: Birinci aşama: Tedavinin başlangıç dönemini kişinin kendisi ve yakınlarının panik atak bozukluğu ile ilgili bilgilendirilmesini içeren psikoeğitim aşaması oluşturur. Danışana panik atağın nedenleri, belirtileri, belirtilerin ortaya çıkış durum ve düzenleri, seyri ve panik atağın tedavi edilebilirliği ve tedavi yöntemlerini danışanın anlayacağı biçimde anlatılmalıdır. Panik atak esnasında yapılacakların öğretilmesi, nefes alam ve gevşeme rahatlama egzersizleri, kafein, nikotin gibi uyarıcıların kısıtlanması, fiziksel aktivite ve egzersizlerin önerilmesi bu sürecin içinde yer alır. İkinci Aşama: Panik Atak Tedavisinde etkililiği kanıtlanmış ve bilimsel çalışmalarla gösterilmiş 2 standart tedavi yöntemi vardır. 1-İlaç tedavisi 2-Bilişsel Davranışçı Terapiler(BDT) Her iki tedavinin rahatsızlığı düzeltme oranları benzer bulunmuş ve her iki tedavinin eşit düzeyde etkili olduğu belirtilmiştir. Panik atağın yeniden tekrar etmesi ve önlenmesi açısından ise Bilişsel Davranışçı Terapi Yöntemleri daha iyi etkili olduğu çalışmalarda ortaya konmuştur. Panik Atak Bozukluğu 3 aşamada kendini gösterir ve kronikleşir:

  1. Aslında belirli bir fiziksel hastalığa bağlı olmayan (çarpıntı, hafif bir nefes darlığı vb. gibi) bedensel duyumların, o anda olumsuz düşüncelerin verdiği kaygı ile bir felaketin (kalp krizi, soluk kesilmesi, inme, aklını kaybetme) işareti olarak felaketleştirici biçimde yorumlama.
  2. Ortaya çıkan bu yoğun korkunun var olan ama hafif düzeyde seyreden bedensel belirtilerin şiddetini arttırması,
  3. Kaygı ile artan bu bedensel belirtilerin bu içsel felakete olan inancı daha da arttırmasıyla ortaya çıkan bir kısır döngü haline gelmesi.

Bu aşamada panik atağı olan kişinin sahip olduğu olumsuz düşünceler ve inançlar, çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen bedensel duyumlarının panik atağa dönüşmesinde ve sürmesinde önemli bir etken olduğu görülebilir. Bu çarpık bilişsel değerlendirme süreci (danışanın yorumları, değerlendirmeleri, düşünceleri ve inançları) gerçeğe uygun hale dönüştürülmesi ile panik bozukluğundan kurtulmanın önü açılmaktadır.. Tedavinin Sonucunda; Panik hastaları bedensel duyumları panik atak geçirmeyenlere benzer şekilde daha felaketleştirme yapmayacak biçimde yorumlamayı öğreneceklerdir. Panik bozukluğu olan hastalarda bedensel duyumların felaketleştirici biçimde yanlış yorumlanmasını artıracak düşünce yapısı, olaylar anksiyetenin ve paniğin artışıyla sonuçlandığı için yeni bir düşünce sistemi ve alternatif düşünce yapısı geliştireceklerdir. Panik ataklar hastanın bedensel duyumlarını aşısı felaktleştirici biçimde yorumlama eğilimini azaltılarak kısır döngünün nasıl kırıldığını deneyimleyeceklerdir. Herhangibir tedavi sonrası kalıcı düzelme tedavi sürecinde ortaya çıkan bilişsel değişikliğe bağlı olacağı için, ev ödevleri ve davranış değişikliği ile yeni yaşantı deneyimleri edinmeleri ile bilişsel değişiklik sistemi sürekli olarak beslenecektir. Panik Atak bozukluğu tedavisi için belirli bir seansta düzelme sayısı öngörülemez. Bu durum tamamen danışanın motivasyonu, hastalığın kronik olup olmadığı, kaçınma davranışlarının gücüne ve yaygınlığına bağlı olarak değişmektedir. Tek seanslık, çok kısa süreli mucize terapiler yoktur. 

Klinik Psikolog ve Psikoterapist Dr.Hüseyin DOĞAN

Scroll to Top