İnternet Bağımlılığı Nedir?
Dünyanın bir ucundaki insanlarla sohbet etmek, elektronik mail göndermek, bir mikrofon aracılığıyla Bilgisayarın ve internet’in önemi her geçen gün artmaktadır. Bu durumun nedeni de şüphesiz; bu araçların sunduğu hizmetler ve bu hizmetlerin kolaylıkla elde edilebilir olmasıdır. Bundan on yıl öncesine kadar bilgisayarın ne olduğu konusunda sınırlı bilgiler varken, bu aracın aktif olarak kullanılmasıyla birlikte insanlar, bilgisayar ve internet olmadan iş yapamaz bir hale gelmiştir.
Bütün dünyayı saran sadece bir bilgisayar ve telefon ile ulaşılabilen bir ağ, kendisine bağlanan her bilgisayara hayal edilmesi zor bir bilgi birikimini ve iletişimi sağlamaya başladı. Artık her isteyen, bir bilgisayar ile dünyadaki diğer insanlara veya bilgilere ulaşabilmektedir. Hattâ ilk kullanıcılar bilgilere bu kadar kolay ulaşılmasından o derece etkilenmişlerdi ki, 4-5 saat sâdece İnternet’te gezerek gerekli olan veya olma olmayan bilgileri edinmenin keyfini yaşamaya başladılar. Davis ve arkadaşları (1999) bu gezinmeye “bilgi ile mastürbasyon” ismini vermiştir.
Bilgisayarın diğer ucundaki bir insanla konuşmak ve video konferanslar yapmak, dünya çapındaki binlerce veri tabanından, kütüphaneden ve haber gruplarından bilgi sağlamak, dünyada olan gelişmeler hakkında anında haber almak, müzik dinlemek veya film seyretmek, insanlarla karşılıklı olarak oyunlar oynamak, sayısız ürün yelpazesi içerisinden alış veriş yapmak internet’in bizlere sunduğu sayısız hizmetlerden yalnızca birkaç tanesidir. İnternetin bu sayısız hizmetlerinin yanı sıra yanlış kullanımı bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir. İnternet ve bilgisayar başında geçirilen zamanın kullanıcı tarafından değil de internet ve bilgisayar tarafından yönlendirilmeye başlanması, günlük yaşamdan kaynaklanan olumsuzluklardan kaçmak ya da kurtulmak için internete girilmesi, internet bağlantısını sonlandırma ve kesme durumlarıyla ilgili kontrolü kaybetme ve tüm bunlara bağlı olarak sosyal bağlantı aleti olan internetin aynı zamanda giderek sosyal uzaklaşma aleti olması gibi durumlarda internetin patolojik kullanımı söz konusu olabilmektedir.
Ayrıca, kullanıcılar “yalnız” olmaları nedeniyle “ben”i ve “öteki”ni kendi başlarına üretmek zorunda kalmaktadırlar. Zaten bu yüzden chat sırasında kullanıcının kişisel bir sınırlılığı yoktur, yani herkes herkesi “oynayabilir”, taklit edebilir ve istediği kılığa girebilir. Gerçek kendinden ayrı olarak kurguladığı her bir kişilik yanılsaması, kullanıcının kendi içindeki “ötekini” ortaya çıkartır (Eltugay, 2000). Ayrıca, chat ortamında “güvenilirlik” son derece azdır ve sanal topluluklar, “yabancılaşma”yı artırabilir. Yüz yüze ilişkinin olmadığı sanal ortamda insanlar, birbirlerine karşı gerçek sorumluluklara sahip değildir.
İnternet Bağımlılığı Kriterleri Nelerdir?
DSM-IV ve ICD-10’da bilgisayar ya da internetin problemli kullanımı ile ilgili özel bir tanımlama henüz yoktur. İnternet bağımlılığının temelinde yatan sebepler ve yoksunluk durumlarında ortaya çıkan etkilerle; madde bağımlılığı ve kimyasal olmayan bağımlılık türlerinde (kumar oynama vb.) görülen sebepler ve etkiler genelde benzerdir.
Goldberg (1995); Young (1999) DSM-IV kriterlerini dikkate alarak kimyasal olmayan bağımlılık türleri için bir takım kriterler belirlemişlerdir.
Bunlar, internete ilişkin aşırı zihinsel uğraş, internette geçirilen süreye gittikçe daha fazla ihtiyaç duyma, internet kullanımını azaltmaya çalışıldığında huzursuzluk, sinirlilik vb. yoksunluk belirtileridir. Davis (2001); Griffiths, (2000); Teo ve Lim (2000) internet kullanıcılarının internetin kendisine değil, internetten elde ettikleri kumar oynama, sohbet etme, alış veriş ve oyun gibi materyallere bağımlı olduklarını belirtmişlerdir. Goldberg (1995); Young (1996); Shapira (2000) yaptıkları çalışmalarda interneti dürtü kontrol bozukluğunun yaygın bir elementi olarak görmektedirler. Erel (2000) internetin olumsuz yönünün bağımlı ve sorunlarından kaçan bireyler için geçerli olduğunu belirtmiştir. Young (1999)’a göre, bazı bireyler sadece gereksinimleri doğrultusunda internet kullanımını sınırlayabilmektedirler. Teo ve Lim (2000) aşırı internet kullanımının ergenlerin için bir risk faktörü oluşturduğu, depresyon ve kimlik bunalımıyla ilişkili olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca internetin ergenler için, birincil ve en önemli bilgi kaynağı haline geldiğini vurgulamışlardır.
Özellikle okul çağındaki ergenlerde görülen, internet ve bilgisayarın aşırı kullanımı, ergenlerin hem akademik hem de kişisel gelişimini olumsuz yönde etkilemekte, problemli internet kullanımı kişiyi bağımlı hale getirebilmektedir. Ergenler üzerinde yapılan araştırmalar problemli internet kullanımının ergenleri yoğun şekilde etkilediğini ortaya koymuştur (Buckingham, 2002; Facer ve Furlong, 2001; Facer, Furlong, Furlong ve Sutherland, 2001a; 2001b; Holloway ve Valentine, 2000; Hutchby ve Moran-Ellis, 2001; Livingstone, 2003; Montgomery, 2001; Ribak, 2001; Sefton-Green, 1998; Tarpley, 2001; Valentine ve Holloway, 2002).
Rice (2001) her geçen gün artan internet kullanımının özellikle internetle erken tanışan ergenler üzerinde ne tür etkilerinin olduğu konusunun çok yönlü araştırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Milyarlarca insana ulaşan internetin sınırsız ve kontrolsüz şekilde her geçen gün daha çok hayatımıza girmesi karşısında kullanıcılar, karşılaşabilecekleri olumsuzluklara karşı savunmasız ve bilgisiz kalabilmektedirler. İnternetin problemli kullanımı ise bu olumsuzlukların başında gelmektedir (Young, 1999).
Özellikle ergenler, içinde bulundukları dönemin özelliklerinin de etkisinde kalarak internetin problemli kullanımının yaygınlaşması açısından önemli bir risk grubunu oluşturmaktadırlar. Erikson’a göre, herhangi bir dönemde karşılaşılan gelişim karmaşasının çözümlenememesi, sonraki dönemlerde gelişim görevlerinin kazanılmasında sorunlara neden olabilmektedir. Erikson’a göre ergenlik dönemi, ergenlerin kimlik oluşturdukları ve bu kimliği oluştururken de çevresel etkilere en açık oldukları psikososyal gelişim dönemidir (Akt:Senemoğlu, 1997).
Herhangi bir ruhsal sorunu olmayan ergenlerin bile, chat odalarında saatlerce kalmaları, internetteki porno siteleri, online alışveriş siteleri, şans ve bilgisayar oyunları ya da çeşitli hobi sayfalarında plan dışı gereksiz süre kullanımları, bir süre sonra internet kullanımına bağımlı hale geldikleri ve ruhsal sorunlar yaşamaya başladıkları yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur (Bölükbaş, 2003; Young, 1996).
Kullanıcılar “yalnız” olmaları nedeniyle “ben”i ve “öteki”ni kendi başlarına üretmek zorunda kalmaktadırlar. Bu nedenle chat sırasında kullanıcının kişisel bir sınırlılığı yoktur, yani herkes herkesi “oynayabilir”, taklit edebilir ve istediği kılığa girebilir. Gerçek kendinden ayrı olarak kurguladığı her bir kişilik yanılsaması, kullanıcının kendi içindeki “ötekini” ortaya çıkartmaktadır (Eltugay, 2000). İnternet ortamında “güvenilirlik” son derece azdır ve sanal topluluklar, “yabancılaşmayı” artırabilmektedir. Yüz yüze ilişkinin olmadığı sanal ortamda insanlar, birbirlerine karşı gerçek sorumluluklara sahip değildirler.
Yukarıdaki durumlar göz önüne alındığında internetin problemli kullanımı ergenleri olumsuz etkilemektedir. Özellikle internetin problemli kullanımının yoğun olması internet bağımlılığına neden olabilmektedir. Ancak, dünyada internetin olumsuz kullanımı ve etkileri konusunda çalışmalar yürütülürken, bu konuda Türkiye’de yapılan çalışmalar çok sınırlıdır (Bölükbaş, 2003; Eltugay, 2000). İnternet kullanıcısı, aile ve öğretmenler problemli internet kullanımı konusunda yeterli bilgiye sahip değillerdir. Okullarda sunulan rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri öğrenci ve ailelere bu konuda rehberlik hizmetleri vermelidir. Özellikle ergenlerin içinde bulundukları gelişim dönemi göz önüne alındığında problemli internet kullanımı kritik bir önem taşımaktadır. Bu amaçla ergenlerin problemli internet kullanım düzeylerini bazı değişkenler açısından incelemek bu çalışmanın amacını teşkil etmektedir.
Online Psikolog, Klinik Psikolog Arıyorsanız Hemen Arayın! Psikoterapist Dr. Hüseyin DOĞAN